

Gıda endüstrisinde yıllarını geçirmiş bir profesyonelseniz işin gerçeğini çok iyi bilirsiniz; harika lezzette, yepyeni bir ürün tasarlamak buzdağının sadece görünen yüzüdür. Asıl zorlu mesai, o ürünü raf ömrünün son gününe kadar tüketici için “tartışmasız güvenli” tutabilmekte başlar. Özellikle paketinden çıkarılıp doğrudan yenen “tüketime hazır gıdalar” (Ready-to-Eat / RTE) söz konusu olduğunda, kalite departmanlarının en büyük baş ağrısı hiç şüphesiz Listeria monocytogenes bakterisidir.
Buzdolabı sıcaklığında bile inatla çoğalmaya devam eden bu sinsi patojen, global çapta artan ürün toplatma (recall) vakalarıyla resmi otoriteleri artık çok daha radikal önlemler almaya itti. Türkiye’de 13 Şubat 2025 tarihinde yayımlanan (Sayı: 32812) yeni Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliği, sektördeki tüm ezberleri bozarak kalite masamıza yepyeni kurallar getirdi.
Peki, bu yerel güncellemelerin kaynağı olan Avrupa Birliği mevzuatlarında neler oldu ve yaklaşan 1 Temmuz 2026 sınır tarihine kadar tesislerimizde neleri değiştirmemiz gerekiyor? Gelin, teknik detaylara birlikte bakalım.
Ülkemizdeki mevzuat değişiklikleri, aslında küresel bir gıda güvenliği stratejisinin parçası. Bilindiği üzere Avrupa Birliği, gıda güvenliği kurallarını 15 Kasım 2005 tarihli Komisyon Yönetmeliği (EC) No 2073/2005 ile belirlemişti. Ancak Listeria kaynaklı risklerin artması üzerine bu temel yönetmelikte çok kritik bir revizyona gidildi.
20 Kasım 2024 tarihli Komisyon Yönetmeliği (EU) 2024/2895 ile yayımlanan bu değişiklik, Listeria limitlerini ve analiz yöntemlerini çok daha katı bir çerçeveye oturttu. Hem Avrupa pazarına ihracat yapan firmalarımız hem de AB’ye tam uyum sürecindeki iç pazarımız için bu yeni regülasyonların tam anlamıyla uygulanmaya başlayacağı ve denetimlerin sıkılaşacağı tarih ise 1 Temmuz 2026 olarak belirlendi.
Yeni dönemin en can alıcı noktası, ürünlerin raf ömrü boyunca güvenli kalacağını otoriteye “kanıtlamak” zorunda olmanız. Laboratuvara tek bir paket ürün gönderip “temiz çıktı” diyerek konuyu kapatma devri tamamen bitti. İşin renginin değiştiği asıl nokta, her bir üretim partisinden alınması gereken 5 adet numune (n=5) kuralı:
Senaryo 1 (Kanıtlayabiliyorsanız): Eğer ürettiğiniz tüketime hazır gıdanın raf ömrü sonuna kadar L. monocytogenes seviyesinin 100 kob/g (cfu/g) sınırını aşmayacağını bilimsel testlerle kanıtlayabiliyorsanız, yasal kriteriniz maksimum 100 kob/g‘dır. Ancak dikkat; üretim partisinden alınan her 5 ürün numunesinin 5’inde de sonucun istisnasız bu sınırın altında çıkması zorunludur. Biri bile limiti aşarsa parti reddedilir.
Senaryo 2 (Kanıtlayamıyorsanız): Eğer otoriteye bu bilimsel ispatı sunamıyorsanız (İç link fırsatı: Sitenizde “raf ömrü validasyonu” veya “challenge test” hizmeti anlatan bir sayfa varsa buraya linkleyin), kurallar acımasızlaşır. Kriteriniz artık “25 gramda tespit edilmemelidir” (Yokluk/0) olarak kabul edilir. Yine aynı şekilde, üretim partisinden alınan her 5 ürün numunesinin 5’inde de sonucun kesinlikle “negatif” çıkması şarttır. Yani raftaki son güne kadar Sıfır Tolerans kuralı işler.
Yeni yönetmeliğin bizi operasyonel olarak en çok terletecek, ancak proses güvenliğini de bir o kadar yukarı taşıyacak olan bir diğer maddesi ise çevresel izleme.
Tüketime hazır gıda üreten işletmelere açıkça şu sorumluluk yükleniyor: “Numune alma planlarınızın bir parçası olarak üretim alanlarından ve ekipmanlardan da Listeria için sürüntü (swab) almak zorundasınız.” Kısacası; üretim bandınızın, fabrika giderlerinizin ve makinelerinizin de patojenden arındırılmış olduğunu periyodik Çevresel İzleme Programı (EMP) ile kanıtlamanız yasal bir zorunluluk haline geldi.
Değişiklikleri sadece kalite panosuna asarak mevzuata uyum sağlayamayız. Özellikle sınır tarih olan 1 Temmuz 2026’ya çok kısa bir süre kalmışken, bu geçiş sürecini risk almadan yönetmek için işletmelerin acilen atması gereken adımlar şunlar:
HACCP Sistemini Güncellemek: Listeria’nın ağırlığını ve kritik kontrol noktalarınızı yeni risk gruplarına göre revize edin.
EMP Kurmak: Fabrikanızdaki kör noktaları belirleyerek sadece “genel canlı” değil, spesifik Listeria taramalarını da içeren proaktif bir Çevresel İzleme Programı oluşturun.
Raf Ömrü Validasyonları: Her 5 numunenin de “negatif” çıkması riskini (Senaryo 2) göze alamıyorsanız, ürünlerinizin raf ömrü boyunca patojen gelişimini baskılayabildiğini gösteren validasyon ve zorlama (challenge) testlerinizi acilen planlayın.
Mevzuattaki bu köklü değişiklikler ve “5 numune” gibi zorlu kabul kriterleri gözünüzü korkutmasın. 1 Temmuz 2026 sınır tarihine kadar üretim hattınızda yasalara tam uyumlu bir Çevresel İzleme Programı oluşturmak, otoritenin talep ettiği raf ömrü validasyonlarını bilimsel olarak tasarlamak ve kalite altyapınızı güncel AB/TR standartlarına kusursuz entegre etmek için doğru stratejiye ihtiyacınız var.
Gıda güvenliği tesadüflere, markanızın itibarı ise ürün toplatılma (recall) riskine bırakılamaz. Süreci bir zorunluluktan çıkarıp, rekabet avantajına dönüştürmek ve profesyonel mühendislik/danışmanlık desteği almak için uzman ekibimizle hemen iletişime geçin. Gelin, ürününüzü tarladan rafa birlikte güvence altına alalım!
👉 Hemen Fevkalite ile İletişime Geçin ve Profesyonel Destek Alın
“Başarılı bir ekip yaratmak için ihtiyacımız olan tek şey birlikte çalışmaktır.”
Yazar: Akakan Akay